Bağışıklık Sistemi için Egzersizler

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar, Egzersizler | Posted on 15-12-2008

0

Yazar Dr. Donald A. Miller

Son yayımlar ve haberler hafif egzersizler bağışıklık sistemini geliştirmek için gerçekten işe yarıyor. Çok fazla kendinizi yormanıza gerek yok. Sadece haftada birkaç kilometre yürümek vücudun çeşitli bölgelerindeki kanserleri önlemek için yardım edecektir.

Bu işi yapan insanlara saygı duymama rağmen, ben bir vücut geliştirici değilim. Benim ideal düşüncem narin, sırım gibi bir vücut, koşucu veya yüzücü gibi. Genellikle günde 15 yada 45 dakika harcıyorum spor yapmak için, tabiî ki Arnold Schwarzenegger’in çalışmasıyla karşılaştırılamaz.

Burada birkaç temel rutin yapacağınız ipuçları var

Kahvaltıdan sonra ve duştan sonra, en azından 20,30 diz bükme hareketi yapıyorum. Düz bükme için, sırt üstü uzanıyorum ve dizlerimi göğüslerime nerdeyse değecek kadar çekiyorum. Duştan sonra, yeterli uzunlukta kolları rahatlatmak için , en azından koridorda 15,20 barfiks çekiyorum.

Böylece, kollarımı ve göğüs kaslarımı, karın ve sırt bölgemi çalıştırabiliyorum. Eğer herhangi bir sırt ağrım varsa, çok fazla oturmaktan dolayı olan, leğen kemiğimi öne ve arkaya eğiyorum, hem ayaktayken hem otururken, 10 yada 30 kez.

Ruhsal durumuma, yeterli zamanıma, ve havaya göre, aşağıdakileri yapıyorum.

#1. Herhangi bir işten arta kalan zamanda, en azından 30 dakika yaklaşık 1.8 yada 2 km. oturduğum yere yakın yerlerde hareketli yürüyüş yapıyorum. Yürürken, sık sık bileklerimi çeviriyorum, veya her yöne hareket ettiriyorum. Böylece stres sendromlarını kafamdan atıyorum. omuzlarımıda aşağı yukarı veya öne arkaya hareket ettirerek rahatlatıyorum, kollarımı esnetiyorum, yada çeviriyorum.

#2. Eğer hava koşulları veya karanlık sizi dışarıda yürümenize izin vermiyorsa, veya hiçbir alışveriş merkezi yoksa elinizin altında, bisikletimi alıp dışarı çıkıyorum, böylece hem kollarımı hem bacaklarımı çalıştırıyorum. Bu tek pahalı egzersiz aletim sahip olduğum, ve interneti kullanarak bulabilirsiniz.

Eğer zamanım varsa, kalorilerinizi veya geriliminizi azaltmaya ihtiyacınız varsa, bütün egzersiz malzemelerim düşü fiyatlı seçenekler, basit ofis aletlerimden agresif kol aletlerine. Detayları, “Tüm yaşlarda basit egzersizler” adlı kitabımdan bulabilirsiniz. “Easy Exercise All Ages”.

Sadece birkaç egzersizle kendinizi aşağıdakilerden koruyabilirsiniz.

Artrit, meme kanseri, kolon kanseri, koronor atardamar hastalığı, depresyon, safra taşı hastalığı, kalp krizi, yüksek kolesterol, hipertansiyon, Alzheimer, düşük kan HDL, düşük hayat kalitesi, obezite, osteoporoz, pankreatik kanser, fiziksel kırgınlık, prostat kanseri, uyku apnesi, felç, 2 çeşit diabet, belkemiği yarası, zayıf kemikler, ve fazlası.

Hepsi ilaçsız. Çok şaşırtıcı değimli!

Yazar Dr. Donald A. Miller

Çeviren Cem Özkan

Orjinal Yazı

Recent publications and news items show that moderate exercise works with good diet to enhance immune systems. It does not take much. Just walking a few miles per week can help prevent cancers in various parts of the body, as an example.

I’m not a body builder, although I respect people who are. My ideal is to keep a slender, wiry body, such as a runner or swimmer. Typically I spend only 15 to 45 minutes per day, which is nothing compared to an Arnold Schwarzenegger work out.

Here’s my basic routine.

After breakfast and before my shower, at least 20 to 30 pushups, then 20 to 30 knee curls. For the curls, I lie on my back and draw my knees to almost touch my chest. After my shower, long enough for my arms to recover a bit, I do at least 15 to 20 chinups from an in-door-way bar.

Thus, I have stimulated my arm and chest muscles, abdomen, and lower back. If I have any lower back aches, which can happen from too much sitting, I tilt my pelvis back and forth, either while still on my back or standing, 10 to 30 times. By the way, this stretcher can be done nearly any where, if one does not make the moves very obvious.

Depending on my mood, available time, and weather, I do one of the following.

#1. As a break from any work, I take at least a 30 minute brisk walk, which covers about 1.8 to 2 miles in my neighbor-hood. While walking, I occasionally rotate my wrists, or wiggle them in all directions, to head off repetitive stress syndrome. I also ease my shoulders by moving them up / down and front / back, or stretching my arms out and rotating them.

#2. If weather or darkness discourage an outdoors walk, and no shopping center is handy, I ride my Schwinn[tm] air-dyne bicycle which pits both my arms and legs against resistance from a paddle wheel. This is the only expensive exercise equipment I own, and can be found used on the web. Five minutes with the meter above half scale is a workout. Or I could use a lower challenge but for longer time.

If I have the time, and need to burn off calories or tension, I have a whole range of low cost choices, from mild office stretches to aggressive army calisthenics. For details, see my “Easy Exercise All Ages”.

Just a few of the conditions resisted by exercise are:
angina, arthritis, breast cancer, colon cancer, congestive heart failure, coronary artery disease, depression, gallstone disease, heart attack, high blood cholesterol, high blood triglyceride, hypertension, lessened cognitive function (e.g., Alzheimer’s disease), low blood HDL, lower quality of life, obesity, osteoporosis, pancreatic cancer, peripheral vascular disease, physical frailty, premature mortality, prostate cancer, sleep apnea, stiff joints, stroke, type 2 diabetes, spinal injury, weak bones, and more.

All without drugs. What a pleasant surprise!

About the author:
Dr. Donald A. Miller is author of “Easy Health Diet” http://easyhealthdiet.com/diet.htm,”EasyExercise All Ages” http://easyhealthdiet.com/eeaa.htm,andnumerous free articles on health http://easyhealthdiet.com/articles/.
Seven of ten deaths are caused by preventable diseases.

Bu yazı toplamda 642, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Dr. Raymond Rife ve Onun Mucize Makinesi

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar | Posted on 15-12-2008

0

Yazar Mark Rigney

Dr. Rife’n bu sistemi 70 yılı aşkın zamanda geliştirdiğini ilk duyduğumda hayrete düşmüştüm. Güvenli ve hızlı bir şekilde virüsleri, bakterileri, mantarları, asalakları, ve hatta kanseri hiçbir yan etkisi olmadan ortadan kaldırıyor.

Bu dikkate değer teknoloji mütevazi bir adam tarafından keşfedildi, hiçbir formal medikal eğitim görmeden, 5.300 parça mikroskoptan oluşan bir makine icat etti. Böylece bu mikroorganizmaları görebiliyor ve yok edebiliyor.

1934 yılında, güney kalifornia üniversitesi özel bir medikal araştırma komisyonuna katıldı, tedavi için pasaden ilçe hastanesinden Rise’n San Diego laboratuarına ve kliniğine getirelen 16 ölümcül kanser hastası. Doktorlardan pataloglardan oluşan doktorlar takımı hastaları incelemek için birleştiler, eğer hala sağ kalırlarsa 90 gün içinde. 3 aylık tedavi sonucunda, komisyon 14 kanser hastasını tamamiyle iyileştirerek sonuçlandırdı. Tedavi tekrar organize edildi ve kalan 2’side 4 hafta içinde tedavi edildi. Kasım 20 1931’de, uluslar arası en saygıdeğer 44 medikal otorite Royal Rife’ ziyafetle onurlandırdı.

Fakat 1939 yılında, Dr. Rife ile hiç tanışmamış, hemen hemen bütün doktorlar ve bilim adamları kabul etmediler. Bu tamamiyle ilaç firmalarının onlar üzerindeki etkilerinin sonucuydu. Etki bunu söyletmek için çok hoş bir yoldu. Rife’n 1934 yılındaki kanser terapisi çalışmasının sonuçlarını anons etmek için yapılan basın konferansının gecesinde, Dr. Milbank Johnson, Güney Kalifornia AMA ilk başkanı, ölümcül bir şekilde zehirlendi ve kağıtları kayboldu. Ayrıca, medikal ilaç endüstrisi için Rife’n tedavi aletlerininin haklarını almak isteyen Morris Fishbeinin başarısız teşebbüsünden sonra, Rife’n laboratuarı kundakçılar tarafından harap ve sabote edildi. Rife’n çalışmalarından bazılarının kopyasını alan Dr. Nemes gizemli bir yangında öldürüldü ve bütün araştırma kağıtları yok edildi. Benzer bir yangın aynı zamanda Burnett laboratuarını da ortadan kaldırdı, bu Rife’n çalışmalarını geçerli kılmaktadır. Royal Rife 1971 yılında Grossmont Hastanesinde kazara yüksek dozda öldürücü valyum ve alkol alarak öldürüldü.

Orijinal 1934 çalışmasına katılanlar: Kuzeybatı Medikal Okulu Başkanı Arthur Kendall, USC Rufus başkanı Klein-Schmidt, Milbank Jhonson, La Jolla’daki Metabolik Klinikden Edwards Kopps, NY Çocuk Hastanesinden Kurt Meyer Santa Fe Railway’deb baş cerrah Whalen Morrison, USC’de psikoloji ve klinik hastanesinden profesör Drç Millbank Johnson, Özel Medikal Araştırma komitesi başkanı, Rife’n terapisini 10 yıl kullanarak kendi kanser kliniğini idare etti. Kanseri tersine çevirerek orada birçok olayı belgeleme şansını yakaladı.

Amerika Medikal Kuruluşu Dr. Rife’n araştırmalarını kabul etmedi, sayısız vakaya ve kanseri ortadan kaldırdığı durumlar olduğu halde.

Yazar Mark Rigney

Çeviren Cem Özkan

Orjinal Yazı

I’m willing to take a chance here and bet my next paycheck that you’ve never heard of Dr. Raymond Rife, nor of his amazing machines.

Did I win? I thought so.

Would you be surprised to learn that Dr. Rife developed a system, more than 70 years ago, which safely and quickly kills viruses, bacteria, Candida, fungus, parasites, and even cancer, with no side effects, and no toxicity?

This remarkable technology was invented by a humble man, with no formal medical training, who not only realized that common pathogens could be literally “exploded” by submitting them to a resonant frequency (similar to the way a soprano can shatter a wine glass by singing the resonant frequency), but he also invented and machined a 5,300 part microscope which use polarized light to watch these microorganisms as they were annihilated.

In 1934, the University of Southern California appointed a Special Medical Research Committee to bring 16 terminal cancer patients from Pasadena County Hospital to Rife’s San Diego Laboratory and clinic for treatment. The team included doctors and pathologists assigned to examine the patients, if still alive, in 90 days. After the 3 months of treatment, the Committee concluded that 14 of the patients had been completely cured. The treatment was then adjusted and the remaining 2 also were cured within the next 4 weeks. On November 20, 1931, forty-four of the nation’s most respected medical authorities honored Royal Rife with a banquet billed as “The End To All Diseases” at the Pasadena estate of Dr Milbank Johnson.

But by 1939, almost all of these distinguished doctors and scientists were denying that they had ever met Rife. This complete reversal was the result of pressure from the drug companies on them. ‘Pressure’ is a very nice way of saying it. On the eve of a press conference to announce the results of the 1934 study on Rife’s cancer therapy, Dr Milbank Johnson, former president of the Southern California AMA, was fatally poisoned and his papers “lost”. Also, after a failed attempt by Morris Fishbein to buy the rights to Rife’s healing instrument for the medical drug industry, Rife’s labs were destroyed by arson and sabotage. Dr. Nemes, who had duplicated some of the work of Rife, was killed in a mysterious fire which destroyed all his research papers. A similar fire also destroyed the Burnett Lab, which was validating Rife’s work. Royal Rife himself was killed in 1971 by an “accidental” lethal dose of Valium and alcohol at Grossmont Hospital.

Participating in the original 1934 USC study were the following people: Director of the Northwestern Medical School Arthur Kendall, president of USC Rufus Klein-Schmidt, Milbank Johnson, Edward Kopps of the Metabolic Clinic in La Jolla, George Fischer of the NY Childrens Hospital, Kurt Meyer of the Hooper Foundation in San Francisco, and the Chief Surgeon of Santa Fe Railway Whalen Morrison. Dr Milbank Johnson, who was the professor of Physiology and Clinical Medicine at USC, and chairman of the Special Medical Research Committee, operated his own cancer clinic utilizing the Rife therapy for 10 years. He was able to document many cases of cancer reversal there.

The United States medical establishment has not been particularly receptive to Dr. Rife’s research since then, in spite of the numerous anecdotal cases of complete cancer remission, as well as full remission from hundreds of other symptoms, from auto-immune disorders to tuberculosis.

About the author:
Mark Rigney has been an entrepeneur and health professional for over two decades. Learn more about Dr. Raymond Rife at http://rifeenergy.com

Bu yazı toplamda 599, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kanser ve Klor

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar, Kanserden Korunma | Posted on 15-12-2008

0

Yazar: Dawn Kornels

Suya klor konulması 1890’lı yıllarda başlamıştır ve 1920’den beri Amerika’da geniş biçimde kabul edilmiştir. Klorun tehlikeleri yararlarından daha ağır basmaktadır. Klor düşük seviyelerde olsa bile hücrelere zarar veren bir oksidandır. Çoğu suyun önerilen 1.6 ppm klor seviyesini aştığı belirlenmiştir.

Amerikan Sağlık Enstitüsü klorun deri tahrişini, astımı ve kanserin bazı türlerini yakalanma riskini artırdığıyla ilgili bağlantılar bulmuştur. Uluslar arası Kanser Enstitüsünün 1987 yılındaki çalışmalarında, FDA ve EPA uzun süreli klorlu su tüketiminin kanser riskini artırdığını ortaya koymuştur. EPA aynı zamanda sigara dumanıyla karışmış klorlu suyunda kansere sebep olduğunu belirtmiştir. Sularına klor konulan tavuklar üzerinde yapılan bir deneyde aterosklerozun gelişimine %95 oranında sebep olmuştur.

Zararlı klorların 3’de 2’si kesinlikle duşta gelir. 15 dakikalık sıcak duş 8 bardak su içmeyle eşittir, buharı içine çektiğimiz için. EPA klor ve suyun her evde olduğu için havada algılanabilir seviyede klor olduğunu ortaya koymuştur. Çünkü klor buharlaşıyor ve bitkinliğe sebep oluyor solunum tahrişine yola açıyor. Ilık bir duş gözenekleri açıyor ve yüksek oranda emilime izin veriyor. Su akmadan ve havaya karışmadan önce, duş sırasında, %98 oranında su boşa akıtılıyor, %70-90 oranında kimyasal buharlaşıyor.

Kanser dış mekanlara oranla iç mekanlarda iki kat daha fazla yayıldığı görünüyor. Klorlu suyla banyo yapmak derideki doğal koruyucu yağa zarar veriyor ve saç kaşınmasına sebep oluyor ve deride egzama ve sedef hastalığı gibi büyük tahrişlere sebep oluyor. Derinin yüzeyindeki yararlı bakterileri öldürüyor bu yüzden deri hastalıklarına karşı doğal bir savunma öneriliyor.

Yazar: Dawn Kornels

Çeviren Cem Ozkan

Orjinal Yazı

Chlorination of water began in the 1890’s and was widely accepted in the U.S. by 1920. Over 75% of homes in America have chlorinated water. The dangers of chlorination far outweigh the supposed benefits. Chlorine even in low levels is an oxidant that causes cellular damage .Most tap water has been found to exceed the recommended 1.6 ppm of chlorine in it.

The American Journal of Health states that chlorine is linked to an increase in certain types of cancer, asthmas and skin irritations. In a 1987 study by the National Cancer Institute, the FDA and EPA found an increased risk of bladder cancer with long term consumption of chlorinated water. The EPA says that chlorine follows cigarette smoke in leading causes of cancer. An experiment done on chickens by adding chlorine to their water caused 95% of them to develop atherosclerosis.

Two-thirds of the harmful chlorine exposure actually comes from showering. A 15 minute hot steamy shower is equivalent to drinking 8 glasses of water because of the vapors inhaled. The EPA states that “Due to chlorine and showering virtually every home in America has a detectable level of chloroform in the air.” This is because chlorine vaporizes in steam and combines with other organic compounds into chloroform which is a strong respiratory irritant and causes fatigue. A warm shower opens pores and allows a high rate of absorption. During a shower, 98% of the water goes down the drain, while 70-90% of the chemicals vaporize before the water hits the ground and the vapors remain in the air.

Due to chlorine and the combination of many chemicals used in household cleaning,the average indoor air is 5 times more toxic than outdoor air regardless of whether the home is in the city or a rural area. Cancer has been shown to grow twice as fast indoors than outdoors. Bathing in chlorinated water also strips the natural protective oils in the skin and hair causing scaling and itching and is a major irritant for skin conditions like eczema and psoriasis. It kills the beneficial bacteria on the surface of the skin that offer a natural defense against skin disorders.

About the author:
Dawn Kornels is the technical writer for http://www.ultimatewaterfilter.comwhich offers water solutions for the whole house.

Bu yazı toplamda 804, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yiyeceklerde Kanser için Alternatif İlaç – Yeşil Soğan

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar | Posted on 15-12-2008

0

Yazar Anita Cherry

Yeşil Soğan lily ailesinin bahçesinde sarımsak, pırasa ile birlikte yetişmektedir. Yeşil soğan, soğandan daha ufak ve daha tatlıdır ve sarımsak gibi çiçek soğanları onu birçok parçaya bölmektedir. Çiğ iken soğan yemekten daha kolaydır hazmetmesi. Soğanları yerin altından çekilerek çıkartılır ve yaprakları kurumaya bırakılır. Yerin üstünde yetişen yeşillikler pırasa gibi salata yapmada yada yemek yapmada kullanılır. Yeşil soğan c vitamini, potasyum, lif, folik asid açısından çok zengin bir kaynaktır. Ayrıca kalsiyum, demir ve yüksek oranda kaliteli protein içerir.

Bir çok araştırma vardır yeşil soğanın sağlık durumun iyileştirdiğine dair. Değişik analizler ve çalışmalar. Yeşil soğan tüketimi kanser riskini, kalp hastalıklarını ve diabet riskini azaltmaktadır. Antikanser, antibakterial, antialerjik özellikleri vardır.

Son araştırmalar muhtemel sağlık yararları yaygın olarak kullanılan soğanların ve yeşil soğanın canlı kanser hücrelerine karşı etkili olduğu bulunmuştur. Yeşil soğanın soğana göre 6 kat daha fazla phenolic içerdiği kanıtlanmıştır. Yeşil soğan vücuttaki toksinlerin atılmasına yarımcı olur ve kanser hücrelerini yok eder.

Yeşil soğan özellikle mide kanserini alt etmekte başarılıdır. Yeşil soğan anti pıhtılaştırıcı madde üretir bu kan akışını düzenler ve anti trombosit aktiviteyi güçlendirir ve ve bu felç, kalp krizi ve kanser hastaları için çok faydalıdır. Beyin fonksiyonlarını düzenler ve buda alzheimer’a karşı sizi korur. Diabet hastaları için şeker seviyesini düşürür, metabolizmadaki glukoz miktarını artırır ve insülünün azalmasını önler. Her gün yeşil soğan yemek kemiklerin gelişmesine yardım eder ve opteporos riskini yüzde 20 oranında azaltır. Prostaglandin A-1 içerir, kan basıncını düşürür. Yeşil soğandaki kükürt cildinizin daha genç görünmesini sağlar. Her gün biraz yeşil soğan alımı gidilen uzun yolsa çok faydalıdır. Yeşil soğan çiğ yada pişirilerek yenir.

Yazar Anita Cherry

Çeviren Cem Özkan

Orjinal Yazı

Shallots belong to the lily family (Liliacae) where onion, garlic and leeks are present. It is classified as Allium cepa var. aggregatum .Shallots are smaller and sweeter than onion and like garlic its bulb divides into multiple sections .It digests better than onion when eaten raw. The bulbs are pulled of the ground and leaves are allowed to dry. The greens above the ground which are known as scallions are used as salads and also for cooking. Shallots are an excellent source of vitamin C, potassium, dietary fiber and folic acid. It also contain calcium, iron and have a high protein quality.

There has been lot of research and studies regarding the use of shallots for health conditions. Different analysis and studies have found that shallots contains two sets of compounds -sulfur compounds, such as allyl propyl disulphide (APDS) and flavonoids, such as quercetin. Flavonoid consumption has been associated with a reduced risk of cancer, heart disease and diabetes since they are anti-cancer, antibacterial, antiviral, anti-allergenic and anti-inflammatory.

Recent studies have shown the potential health benefits of common onions and established that shallots are particularly effective against liver cancer cells. Shallots have six times the phenolic content than onions. Shallots help the liver eliminate toxins from the body and have saponins to inhibit and kill cancer cells.

Shallots are specifically linked to inhibiting human stomach cancer. Shallots produce an anti-coagulant that thins the blood and exhibit strong anti-platelet activity and are very good for patients who have symptomatic atherosclerotic disease, cardiovascular disease, heart attack and stroke. It aids brain function and thus protects against Alzheimer�s disease. Shallots can lower blood sugar levels in people with diabetes by preventing the degradation of insulin and increasing metabolism of glucose. Eating shallots daily helps in the growth of bone tissue and reduces the risk of developing osteoporosis by 20%. It contains Prostaglandin A-1, a powerful agent which can lower blood pressure. Sulfur content in shallots makes skin look younger. Daily intake of a little shallot will benefit in the long run. Shallots can be eaten raw or cooked till they are tender.

Bu yazı toplamda 995, bugün ise 3 kez görüntülenmiş

CURADERM BEC5 Hakkında Her şey

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar | Posted on 15-12-2008

0

Yazar Moana Korikalo

Curaderm BEC5’i nerelerde bulabilirsiniz.

1. stopskincancer.com
2. skincanceradvice.info
3. cureskincancertoday.com
4. nomoreskincancer.info
5. skincancerdoctor.info

Curaderm BEC 5’in Kullanımı

Curaderm Güneş ışınlarının (UV) direk sonucu olarak derideki incelme, renk değiştirme, kaynamayı tedavi etmek için kullanılan bir çeşit ilaçtır.

Curaderm BEC 5 Nedir Biliyormusunuz?

Curaderm şeytanın elması olarak adlandırılan bir çeşit bitkiden çıkan kremdir. Curaderm’deki asıl içerik Solasodine Glycosides’dir(BEC).

Bu aktif içerikler Solanum Sodomaeum bitkisinden çıkmaktadır.

Bu akitf içerikler insanın derisindeki kötü niyetli tümörleri tedavi etmekte etkisini göstermektedir.

Curaderm BEC 5 içeriği nedir?

Curaderm BEC 5 aktif antikanser içeriği Solasodine Glycosides içermektedir. Bundan dolayı genel olarak BEC5 olarak bilinir. Ayrıca yüksek miktarda Saliyclic asit ve urea içerir. Bunlar BEC5’e kanser hücrelerini yok etmesinde yardım eder. (Saliyclic asit ve urea deriyi aşındırabilir.)

Curaderm zehirli değildir, kalp atışını veya kan akışını etkilemez. Ve Biokimyasal ve hematologic araştırmalar göstermiştirki, karaciğere, böbreklere veya haematopoietic sisteme (kan hücrelerine) tedavi esnasında veya sonrasında hiçbir yan etkisi yoktur.

Curaderm BEC5’den Beklentiler

Normal reaksiyonlar günde en az iki defa Curaderm BEC5 kullanıldığı zaman görünür veya etkilenmiş bölgeler kırmızılaşır, şişer veya acır bu hemen hemen 30 ila 60 dakika arası sürer.

Önceden görülen örnekler; kızarma, ondan sonra erozyon, ve normal hücrenin incelmesinin takiben istenmeyen hücrelerin tedavisinde düşüş yaşanması.

(Not: Tedavi sırasında tedaviye başlamadan önceki durumundan daha kötü olma tehlikesi vardır. Bunun sebebi BEC5 kanser hücrelerini arar ve yok eder ve bu çıplak güzle görülemez)

Curaderm BEC5 ile İlgili Tavsiyeler

Curaderm BEC5 kullandığınız zaman deride herhangi bir yara izi bırakmaz. Deriniz eski halini alacaktır bir süre sonra.

Eğer derinin çok altındaysa kanser hücrelerine sınırlı giriş yapacaktır. Ve bulacağı deri kanserindeki hücreler düşük oranda olacaktır.

Yazar Moana Korikalo

Çeviren Cem Özkan

Orjinal Yazı

Where you can Find Curaderm BEC5;
1. stopskincancer.com
2. skincanceradvice.info
3. cureskincancertoday.com
4. nomoreskincancer.info
and 5. skincancerdoctor.info

The Uses of Curaderm BEC 5

Curaderm is a medicine used to treat areas of the skin which may have been discolored, thickened or scaly as a result of exposure to sun (UV) light. Skin cancers such as keratoses. basal cell carcinoma, and squamous cell carcinoma and Non-melanoma�s.

Do you know What Curaderm BEC5 is?
Curaderm is a cream extracted from a plant called the Devils Apple Fruit.
The active ingredient in Curaderm is Solasodine Glycosides (BEC.)
These active ingredients are extracted from the plant Solanum sodomaeum.
The active has been shown to be effective in the treatment of the malignant human
skin tumors.

What Does Curaderm BEC5 Contain?
Curaderm BEC 5 consists of active anticancer ingredient Solasodine Glycosides. Therefore it�s commonly known as BEC5. It also contains Saliyclic Acid and Urea at a very high concentration. This assists the BEC 5 to kill cancer cells. (Note: Saliyclic Acid and Urea may irate the skin.)

Curaderm is Non toxic, Non mutagenic, does not affect the heartbeat or blood flow.
And is a Biochemical, haematological and Uri analytical studies demonstrated that
there were no adverse effects on the liver, kidneys or haematopoietic system (blood cells) during and after treatment.

The Expectations of Curaderm BEC5.

The normal reactions seen when applying daily (at least twice) the curaderm BEC5 to the lesion or affected areas are some degree of redness and swelling, tingling sensation or pain which can be experienced for 30-60minutes.

The pattern of responses can be anticipated by: reddening, then usually erosion, ulceration and decline of the treated of the unwanted cells followed by the re-growth of the normal skin tissue.
(Note: During treatment of the lesions may appear worse than before treatment. That is because BEC seeks and destroys the cancer cells that are non-visible to the naked eye)

The Recommendations of Curaderm BEC5.

When using Curaderm BEC5 there is no scar formation of skin tissue. You will not lose the re-growth of normal tissue.

There is limited access to the cancer if it exists within the lesion if it is deep within the skin. And there is a low rate of the reoccurrence of the skin cancer.

Bu yazı toplamda 282, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kanserojen Maddeler Kanser Riskini Artırır

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar | Posted on 16-11-2008

0

Yazar Alex Fir

Kanserojen maddeler kanser riskini artırabilir. Dört grup kanserojen madde vardır.

Doğal kanserojenler

Yemek hazırlama esnasında oluşan kanserojenler

Yemeklere eklenen koruyucu ve renklendiriciler

Bazı maddeler vücutta kanserojene dönüşebilir

Doğal kanserojenler

Buna örnek aflatoksindir, mantar tarafından üretilen bir mikotoksindir. Tahıl ve kabuklu yiyecekler mantar tarafından bulaşabilir, aflatoksin adı verilen kimyasallar üretebilir. Afrika’da ve Uzak Doğuda karaciğer kanserine sebep olduğu bilinmektedir, özellikle hepatit virüsü taşıyan insanlarda görülür.

Yemek hazırlama esnasında oluşan kanserojenler

Poliklik hidrokarbonlar, benzopyrene gibi, açık havada barbekü sırasında şekillenir. Bu poliklik hidrokarbonlar aynı zamanda akciğer kanserine yol açan sigaranın içindeki ana unsurlardan biridir. Geleneksel olarak çok fazla kızartılan yada ızgara yapılan etler, meme kanseri, distal kolon, prostat ve pankreas kanseri riskini artırır. Çoğu araştırma göstermiştirki kızarmış veya ızgara yapılarak yenilen et kolon ve meme kanseri riskini 2 kattan daha fazla artırmaktadır.

Bunun gibi 20’den fazla kimyasal tanımlanmıştır. Şimdi oldukça küçük miktarlardadırlar, fakat hareketleri ilerlermektedir, etkisi hayvan ve insan çalışmalarında enerjilerinin %30-40’ı kadarında nasır ve aspur yağı gibi doymamış yağlarla n-6 birleşmektedir.Düşük yağ alımı, enerjinin %15-22’si bu gibi etkiler yüzünden çarpıcı bir şekilde düşmektedir.

Yemeklere eklenen koruyucu ve renklendiriciler

Yemek renklendiriciler yemeğin cazibesini artırmak için eklenir, fakat sağlığımız için iyi bir şey değildir. Mesela sarı renkli tereyağı. Yapay tatlandırıcılar (sakarin gibi) ve nitrosamin üreten koruyucular mesane ve mide kanserine yol açmaktadır.

Bazı maddeler vücutta kanserojene dönüşebilir

Nitrosamin sodyum nitritten oluşmaktadır. Sodyum nitrit içtiğimiz suda ve sebzelerde bulunmaktadır.

Yazar Alex Fir

Çeviren Cem Özkan

Orjinal Yazı

One way our diet may increase the risk of cancer is by dietary carcinogens. There are four groups of carcinogens:

� Naturally present carcinogens
� Carcinogens forming during food preparation
� Preservatives and coloring agents added to food
� Some substances are changed in to carcinogens in the body

Naturally present carcinogens:

An example of this is ‘Aflatoxin’, a mycotoxin produced by fungi. Grains and nuts can be contaminated by fungus, which then produce chemicals called aflatoxins. They are known to cause liver cancer in Africa and the Far East, especially in people who are carriers of hepatitis antigens.

Carcinogens forming during food preparation:

Polycyclic hydrocarbons, such as benzopyrenes, are formed during barbecuing meat on an open fire (e.g. preparing jerked chicken). These polycyclic hydrocarbons are also one of the main constituents in cigarette smoke that cause lung cancer.

The traditionally high intake of fried and broiled food, such as meats, can increase the risk of breast, distal colon, prostate and pancreas cancers. Several studies showed that populations that eat fried or broiled meats have a relative risk greater than 2 (deviation from median) for colon and breast cancer.

More than 20 such chemicals have been identified. They are present in fairly small amounts, but their action is promoted, an effect associated with n-6 polyunsaturated oils such as corn or safflower oil at 30-40% of energy in animal and human studies. A lower fat intake, 15-22% of energy, dramatically decreases those effects.

Preservatives and coloring agents added to food: (Need some more tests to establish this relationship).

Food colorings are added to increase the appeal of the food but not all are good for us. An example is “butter yellow”. Artificial sweeteners (like saccharine & cyclamates) and preservatives which produce nitrosamines are known to cause bladder and stomach cancers
respectively.

Some substances are converted in to carcinogens:

Nitrosamines are formed from sodium nitrite. Sodium nitrite is present in drinking water and vegetables.


Bu yazı toplamda 506, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Kanser Diyeti – Lifin Rolü

Posted by cem | Posted in Doğal İlaçlar | Posted on 03-07-2008

0

Bu makale Kanser Diyeti serilerinde lifin önemini inceler.

Vücutta lifin rolü bağırsaklardan atık maddelerin atılmasına yardım eder. Eğer bu atık maddeler çok uzun süre vücutta kalırsa, vücut bağırsak duvarlarında bağırsak bakterilerinden toksinleri ve antijenleri emmeye başlar.

Dışkınızı kontrol etmek yeterli lif alınıp alınmamış diye, en kolay yoludur. Görünüş hoş olmayabilir, biliyorum fakat tuvalette dışkınız batıyor mu, yüzüyor mu tek ihtiyacınız bu görmek. Eğer yüzüyorsa yeterli miktarda lif alıyorsunuz demektir. Eğer batıyorsa almıyorsanız demektir.

İyi bir kanser diyetinin sebebi kanser daha fazla atık üretir vücudun kanserle savaşması için bunları yok etmeye ihtiyacı vardır. Yok etme sistemine çok ağır bir yük biniyor. Tabiî ki, eğer hasta kemoterapi tedavisi görüyorsa, bunları yok etme çok önemli.

İyi organize edilmiş bir diyette, pişmemiş yiyeceklerin önemi çok fazladır, özellikle meyve ve sebzelerin. Bu çiğ yiyecekler en iyi doğal lif kaynaklarında biridir.

Diğer çareleri psyllium husk gibi çok faydalı olabilir, fakat yinede lifi direk olarak yemeklerden almak tercih edilir, sindirime yardım eden diğer enzimleride içerir.

Suda kesinlikle iyi bir dışkı fonksiyonu için kesinlikle çok önemlidir, dışkının hacmini azalmasına yardım eder, ve orada toksinlerin birikmesine.

Çoğu ilaç kabızlığa sebep olur, bu yüzden yeni bir tanesine başlarken yan etkilerini dikkatlice kontrol edin. Ayrıca yüksek miktarlarda kalsiyum ve düşük tiroid hormonları hasara yol açabilir, lif ve su alımını artırdıktan sonra kabızlık devam ederse, doktorunuza bir uğrayın. Kabızlığın çok daha fazla negatif yan etkisi vardır daha uzun sürmesine izin verecek.

Her kanser diyeti armut içermelidir, içi lif dolu, su ve yüksek miktarda besleyicidir. Eğer kabız olduysanız, olgun bir armut boş bir mide için sabah kalktığınızda yapacağınız ilk iş olmalıdır, üzerine bir bardak su iyi bir taktiktir.

Bu yazı toplamda 811, bugün ise 0 kez görüntülenmiş